PARANIN TARIHI

PARANIN TARIHI
PARANIN TARİHÇESİ

Osm
anlı Devleti'nin temelleri 13. yy'da atılırken, Anadolu Selçuklu Devleti 1148 yılında Kösedağ Savaşında Moğol İlhanlı Devleti'ne yenik düşerek uydu bir devlet olarak bu yüzyılın sonunda dağıldı. Bu iki devlete bir zamanlar bağlı olan beylerin bir yandan bağımsızlıklarını ilan yoluna giderken, diğer yandan Anadolu'daki otorite boşluğunu doldurup diğer beyleri egemenlikleri altına alma çabaları, İlhanlı başarısının ve bu ortamın sağladığı yol güvenliğini uzun bir süre için ortadan kaldırdı. Bu durum ekonomik bazı sonuçlar doğurdu; Hareketlilik ve canlılık getiren dış ticaret çok küçüldü ve Anadolu'da durgun bir ekonomi devri başladı.

Anado
lu'da, Selçuklu Devleti de, İlhanlı Devleti de altın ve gümüş para darp ediyorlardı. İlhanlılar'ın bimetalizmi tartışmalıdır ama altın paralarının varlığı bir bakıma bimetalizmlerine tanık kabul edilebilir. Selçuklular ise İslam altın dinarı ve gümüş dirhem geleneğini sürdürüyorlardı. Son zamanlarına kadar bu sikkelerin standart ağırlıklarından sapma çok azdı. Bu itibarla İslam bimetalizmine bağlı kaldıkları söylenebilir. Bizans ise altın monometalizmini yaşatıyordu.

Selçuklu
Devleti'nin tarihe karışması ve İlhanlı Devleti'nin dağılmasıyla, güvensizliğin hüküm sürmesi üzerine, dış ticaret limanlarda yerli ürünlere münhasır kaldı. Bu da büyük paralarla ifade edilmiyordu. Bu yüzden tedavülde büyük bir değer taşıyan paraya gereksinim olmadı. Anadolu'da altın para darp edilmez oldu. Ufak bir sikke olan akçe her ihtiyaca cevap veriyordu. Liman kenti bir imparatorluk merkezi olmak, endüstrisi bulunmak, ulaşımı aksatacak engeli bulunmamak gibi ayrıcalıkları bulunan Bizans, altın monometalizmde direndi. Ancak dünya ticareti yeni çağın başına kadar süren bir daralma dönemine girmişti,. Bu arada on dördüncü yüzyıl ve onbeşinci yüzyılın ilk yarısında gerileme ve dağılma sürecinde bulunan Bizans, altın parasını yeni çağların başına doğru 3.559 gr'lık Venedik Dukası'nın üçte birine kadar düşürmek zorunda kalmıştı. Oysa bir zamanlar bugünün doları işlevini görürken 4.54 gr. Ağırlığında idi. Gene dünya ticaretinden kopmayan alıyn Ordu Devleti'nde, altın para yoktu; büyük değer ifade eden "sum" diye oldukça ağır (36 miskal, 166.888 gr. Ağırlığında) som gümüş çubuklar değişimde kullanılıyordu. Aynı dönemde Aydınoğulları bir aralık Venedik Dukası'nın taklitlerini bastılar ve Venedik'in tepkisiyle karşılaştılar. Orhan Bey, daralma döneminin az öncesinde gelişme umutları yaşanırken teklik akçeden başka ikilik ve beşlik akçeler de çıkardı. Fakat umulanın aksine daralma yaşanınca, daha iri gümüş para darpı yoluna gidilemediği gibi ikilik ve beşlik darpı da durduruldu. Ne Osmanlılar ne de Anadolu beylikleri yeniçağın başına kadar akçeden büyük sikkeler basmadılar.



Kaynak: D
aphane web sitesinden alınmıştır.
[ Ajouter un commentaire ] [ Aucun commentaire ]
# Posté le mardi 30 janvier 2007 07:12

ISIM VE KADER

ISIM VE KADER
İSİM VE KADER
NOMEN EST OMEN

A
strolojinin en ilginç bölümlerinden biri de insanın isminin kaderine yaptığı etkidir.

Anti
k Mısır kültüründen batıda Roma imparatorluğuna kadar bütün toplumlarda bu inanç görülmektedir. Eski Mısır'lı inisiyeler rahip adaylarını evrenin yaratılış gizemini taşıdığına inandıkları 22 resim, 22 harf ve 22 sayı ile eğitmeye başlıyorlardı.
İsimlerin Esrarengiz listes
ini öğrenmek ve kendi isminizin hayatınıza nasıl bir anlam kattığını bilmek ister misiniz?.. Tıklayın...

Buna mukabil Ro
malılar (Nomen est omen) yani isim kaderdir diyecek kadar bu konuda kesin bir inanışa sahiptirler. Ayrıca İskandinav ulusları geçmişte kullandıkları Rhune alfabesi olarak bilinen antik bir alfabenin harflerini taşlara yazıp tombala gibi çekerek çıkan harflerin özelliklerine göre bir tür yorum yapıyorlardı. Ancak bu inanış ve bilgiler ortadoğuda daha yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır. Kökeni eski Mısıra dayanan bu bilgiler daha sonraları Mısırlılarla çok yoğun bir ilişki içinde olan İsrailoğullarına geçmiştir

Harflerin gizemi, İsrailoğull
arında daha değişik bir boyut kazanmış ve harfler kullanılarak gelecek yorumlanmaya başlanmıştır. Tevrat'ın Kabbala, Talmud ve Eski ahit gibi bölümlerindeki harflerin özellikleri kullanılarak gelecek yorumlanmıştır. Tevrat'ın Tekvin bölümünde Hazreti İbrahim'in ilk isminin Avram olduğu ve Allah tarafından Abraham'a (İbrahim) çevrildiğinin belirtilmesi İsrailoğullarının bu tür çalışmalara daha güçlü bir şekilde eğilmesine neden olmuştur. Bu dönemde orta doğuda görülen diğer site devlet ve kültürlerde ilkel astrolojik çalışmalar yapılıyor, tanrılara adanmış kutsal bakireler tapınaklarda suya bakıyor veya hayvan bağırsakları incelenerek gelecek yorumlanıyordu. Örneğin, Babilliler, Kaldeliler, Asurlular ve ön Asya site devletleri bu tür yorumları kullanarak geleceği öğrenmeye çalışırken İsrailoğulları bu yöntemlerin hiç birini kullanmadan sadece harfler yoluyla kehanette bulunuyorlardı. Özellikle bu çalışmaları yapan kişilere o günlerde verilen Cohen ismi kahin kelimesinin orijinini oluşturmaktadır. Daha sonraları bu kişilere Kabbala'yı yorumladıkları için Kabbalist denmiştir. Bu bilgiler daha sonraları İsrailoğullarından Araplara geçmiştir.

Müslümanlıkla birlikte b
ütün ortadoğudaki kavim ve milletlere yayılan bu bilgiler, gizli öğreti olarak tüm toplumların kültüründe yerini almıştır. Özellikle harfler ortadoğudaki okült çalışmalarda kullanılmış ve islami majide, vefk adı verilen çalışmalar Kuran ayetlerindeki harfler kullanılarak yapılmıştır. Ayrıca kişinin ismindeki harflerin onun kaderini etkilediğini Araplarında kabul ettiği bilinmektedir. Özellikle Hz. Muhammed'in "Evlatlarınızı güzel isimlerle çağırın ki onlar güzel bir şekilde anılsın" şeklinde bilinen bir hadisi bu durumun en önemli kanıtını teşkil etmektedir. Bu inanış Anadolu insanını derinden etkilemiş ve özellikle çocukların kaderini değiştirmek üzere isimlerini değiştirmişlerdir. Anadolu'da çok yaramaz, başına çok kaza gelen veya çok sık hastalanan çocukların ismi ağır geldi denilerek isimleri değiştirilmiştir. Bölgede bulunan bir yatır veya çevrede yaşayan saygın bir kişinin ismi verilerek çocukların bu olumsuz etkiden kurtulacağı varsayılmıştır. İslam dininde her ne kadar fal ve büyü haram kabul edilsede müslüman din alimleri bu konu üzerinde ciddi boyutta araştırmalar yapmışlardır. Hz. Muhammet'in isminde üç kez geçen (M) harfinin ebcetteki karşılığı olan 40 sayısına dikkati çekerek bu durumu Hz. Muhammet'in kırk yaşında peygamber olacağının bir işareti olarak kabul etmişlerdir. Ayrıca Kuran-ı Kerim'de geçen (Beldet'ün tayyibetün=Orası güzel bir yerdir.) deyiminin sayısal karşılığının 854 rakamının ise hicri sene olarak İstanbul'un fetih yılı (Hicri 854=Miladi 1453) olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca edebiyatta, ebcet tarih düşürmede bir tür sanat olarak kullanılmıştır. Bazı köprü, okul veya camii gibi önemli yapıların kapı üzerine yazılan küçük dörtlüklerdeki son mısraların harflerinin toplamı o yapının ilk açılış tarihini belirtmektedir. Sonuç olarak toplumsal kültürümüzde yaygın olarak bilinmese bile ortadoğu kültürünün etkisi ile bizim toplumumuzun bir kesimi bu tür bir ilişkinin varlığına inanmaktadır.

Ancak kesinlikle kabu
l edilmesi gereken en önemli nokta isim insan kaderini ancak bir oranda etkileyebilir. Kaderin tamamen isimden etkilendiğini düşünmek son derece yanlış bir inanış olacaktır. Eğer öyle bir durum söz konusu olsa bütün Alilerin, Ahmetlerin veya Ayşelerin kaderi aynı olurdu. Bu durumda kesinlikle söz konusu olamaz. Cifir metoduyla kişinin isminin yorumlanması isimdeki harflerin frekansının vereceği etkinin yorumlanması olan AKROFONOLOJİ ile ilgisi yoktur. Cifir metodunda harflerin sayısal değerleri, noktalı noktasız olması,nur veya zulmet harfi olması, harflerin kameri ayların günlerine tekabül etmesi gibi özelliklerinden faydalanılarak yapılır. Ayrıca aynen burçlarda olduğu gibi harflerde de su, hava, toprak ve ateş grubu mevcut olup, harflerin bir diğer özelliği ise hayvan karakterleriyle özdeş olmalarıdır. İşte cifir metoduyla insanın kaderiyle ismi arasındaki bağ yorumlanırken bu kriterler kullanılır. İşaretli harfler dediğimiz Ç, Ş, Ğ gibi harflerinde olumsuz harfler olduğu kabul edilirken noktalı harflerde(Ö;Ü;İ) çeşitli olumsuz olaylara işaret eder. Ç,Ş ve Ğ harflerinin özellikle bir insanın soyadında olması o kişiye çok ilginç bir güç kazandırmaktadır. Bu kişiler grup çalışmalarında çok başarılı olmakta ve çok büyük riskleri alabilecek kadar gözü kara davranmaktadırlar. Bu yetenekleri onların yükselmelerine yardımcı olduğu gibi başlarının da çok sık derde girmesine neden olabilmektedir. Türkiye'nin önemli gündem maddelerinden SUSURLUK olayını düşünecek olursak o olayda şu veya bu şekilde ismi geçen kişilerin hemen hepsinin soyadında başta Ç olmak üzere Ş ve Ğ harflerine rastlanmaktadır. (Çatlı, Kocadağ, Çakıcı, Çiller, Ağar, Şahin....) Ayrıca yine Türk mafyasının ileri gelen babalarının çoğunun soyadında bu harflere rastlamak mümkün olduğu gibi son günlerin flaş ismi Merve KAVAKÇI'nın soyadında da onun gözü kara bir insan olduğuna işaret eden Ç harfine rastlıyoruz. CİFİR ile ilgili bir başka örnek vermek gerekirse isimlerinin içinde GÜL hecesi olan kişileri en dikkat çekici örnek olarak göstermek mümkündür. Çevrenizde yaşayan ve isimleri Gülşen, Gülten veya Gülay olan veya benzeri isim taşıyan bayanların yaşamlarına dikkat ediniz. Bu kişilerin yaşamları boyunca pek gülmedikleri aksine mutsuz bir yaşama sahip olduklarını göreceksiniz. Bu mutsuzluk genellikle ailevi kökenli olmakta bazen eşlerden çoğu zamanda evlatlardan kaynaklanmaktadır. Bu kişilerin parasal sorunları olmasa bile yaşamları boyunca ailevi açıdan oldukça gergin bir çizgiye sahip oldukları görülür. GÜL hecesinin yorumunu yapacak olursak... Bu hecede ki en sorunlu harf Ü harfidir. Çift noktalı bir harf olan Ü harfi mutsuzluk ve sorun getiren bir harfdir. Hecenin ilk harfi ise G olmasından dolayı bu etki artmaktadır. Çünkü G harfinin sayısal değeri 1000 e eşit olup EBCET sıralamasının en yüksek sayısına eşittir. Dolayısıyla G harfinin etkisiyle Ü harfinin verdiği sorunlu ve sıkıntılı yaşam çizgisi daha yoğun olarak yaşanmaktadır. İsim içindeki bazı harflerin insan kaderi ve karakterini nasıl etkilediğinde hepsinin anlatılması bu kadar sınırlı bir alanda imkansız olmasına rağmen ismin içindeki bazı harflerin kaderimizi nasıl etkilediğine bazı örnekler vermek konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır... Fakat unutmayın ki aşağıda anlatacağımız bazı harflerin etkileri isimdeki diğer harflerle azalır veya çoğalır.Müslümanlıkla birlikte bütün ortadoğudaki kavim ve milletlere yayılan bu bilgiler, gizli öğreti olarak tüm toplumların kültüründe yerini almıştır. Özellikle harfler ortadoğudaki okült çalışmalarda kullanılmış ve islami majide, vefk adı verilen çalışmalar Kuran ayetlerindeki harfler kullanılarak yapılmıştır. Ayrıca kişinin ismindeki harflerin onun kaderini etkilediğini Araplarında kabul ettiği bilinmektedir.
İ
simlerin Esrarengiz listesini öğrenmek ve kendi isminizin hayatınıza nasıl bir anlam kattığını bilmek ister misiniz?.. Tıklayın...
Özellikle Hz. Muhammed'in "Evl
atlarınızı güzel isimlerle çağırın ki onlar güzel bir şekilde anılsın" şeklinde bilinen bir hadisi bu durumun en önemli kanıtını teşkil etmektedir. Bu inanış Anadolu insanını derinden etkilemiş ve özellikle çocukların kaderini değiştirmek üzere isimlerini değiştirmişlerdir. Anadolu'da çok yaramaz, başına çok kaza gelen veya çok sık hastalanan çocukların ismi ağır geldi denilerek isimleri değiştirilmiştir. Bölgede bulunan bir yatır veya çevrede yaşayan saygın bir kişinin ismi verilerek çocukların bu olumsuz etkiden kurtulacağı varsayılmıştır. İslam dininde her ne kadar fal ve büyü haram kabul edilsede müslüman din alimleri bu konu üzerinde ciddi boyutta araştırmalar yapmışlardır. Hz. Muhammet'in isminde üç kez geçen (M) harfinin ebcetteki karşılığı olan 40 sayısına dikkati çekerek bu durumu Hz. Muhammet'in kırk yaşında peygamber olacağının bir işareti olarak kabul etmişlerdir. Ayrıca Kuran-ı Kerim'de geçen (Beldet'ün tayyibetün=Orası güzel bir yerdir.) deyiminin sayısal karşılığının 854 rakamının ise hicri sene olarak İstanbul'un fetih yılı (Hicri 854=Miladi 1453) olduğu iddia edilmektedir. Ayrıca edebiyatta, ebcet tarih düşürmede bir tür sanat olarak kullanılmıştır. Bazı köprü, okul veya camii gibi önemli yapıların kapı üzerine yazılan küçük dörtlüklerdeki son mısraların harflerinin toplamı o yapının ilk açılış tarihini belirtmektedir. Sonuç olarak toplumsal kültürümüzde yaygın olarak bilinmese bile ortadoğu kültürünün etkisi ile bizim toplumumuzun bir kesimi bu tür bir ilişkinin varlığına inanmaktadır. Ancak kesinlikle kabul edilmesi gereken en önemli nokta isim insan kaderini ancak bir oranda etkileyebilir. Kaderin tamamen isimden etkilendiğini düşünmek son derece yanlış bir inanış olacaktır. Eğer öyle bir durum söz konusu olsa bütün Alilerin, Ahmetlerin veya Ayşelerin kaderi aynı olurdu. Bu durumda kesinlikle söz konusu olamaz. Cifir metoduyla kişinin isminin yorumlanması isimdeki harflerin frekansının vereceği etkinin yorumlanması olan AKROFONOLOJİ ile ilgisi yoktur. Cifir metodunda harflerin sayısal değerleri, noktalı noktasız olması,nur veya zulmet harfi olması, harflerin kameri ayların günlerine tekabül etmesi gibi özelliklerinden faydalanılarak yapılır. Ayrıca aynen burçlarda olduğu gibi harflerde de su, hava, toprak ve ateş grubu mevcut olup, harflerin bir diğer özelliği ise hayvan karakterleriyle özdeş olmalarıdır. İşte cifir metoduyla insanın kaderiyle ismi arasındaki bağ yorumlanırken bu kriterler kullanılır.

İşaretli harfler dediğimiz
Ç, Ş, Ğ gibi harflerinde olumsuz harfler olduğu kabul edilirken noktalı harflerde(Ö;Ü;İ) çeşitli olumsuz olaylara işaret eder. Ç,Ş ve Ğ harflerinin özellikle bir insanın soyadında olması o kişiye çok ilginç bir güç kazandırmaktadır. Bu kişiler grup çalışmalarında çok başarılı olmakta ve çok büyük riskleri alabilecek kadar gözü kara davranmaktadırlar. Bu yetenekleri onların yükselmelerine yardımcı olduğu gibi başlarının da çok sık derde girmesine neden olabilmektedir. Türkiye'nin önemli gündem maddelerinden SUSURLUK olayını düşünecek olursak o olayda şu veya bu şekilde ismi geçen kişilerin hemen hepsinin soyadında başta Ç olmak üzere Ş ve Ğ harflerine rastlanmaktadır. (Çatlı, Kocadağ, Çakıcı, Çiller, Ağar, Şahin....) Ayrıca yine Türk mafyasının ileri gelen babalarının çoğunun soyadında bu harflere rastlamak mümkün olduğu gibi son günlerin flaş ismi Merve KAVAKÇI'nın soyadında da onun gözü kara bir insan olduğuna işaret eden Ç harfine rastlıyoruz. CİFİR ile ilgili bir başka örnek vermek gerekirse isimlerinin içinde GÜL hecesi olan kişileri en dikkat çekici örnek olarak göstermek mümkündür. Çevrenizde yaşayan ve isimleri Gülşen, Gülten veya Gülay olan veya benzeri isim taşıyan bayanların yaşamlarına dikkat ediniz. Bu kişilerin yaşamları boyunca pek gülmedikleri aksine mutsuz bir yaşama sahip olduklarını göreceksiniz. Bu mutsuzluk genellikle ailevi kökenli olmakta bazen eşlerden çoğu zamanda evlatlardan kaynaklanmaktadır. Bu kişilerin parasal sorunları olmasa bile yaşamları boyunca ailevi açıdan oldukça gergin bir çizgiye sahip oldukları görülür. GÜL hecesinin yorumunu yapacak olursak... Bu hecede ki en sorunlu harf Ü harfidir. Çift noktalı bir harf olan Ü harfi mutsuzluk ve sorun getiren bir harfdir. Hecenin ilk harfi ise G olmasından dolayı bu etki artmaktadır. Çünkü G harfinin sayısal değeri 1000 e eşit olup EBCET sıralamasının en yüksek sayısına eşittir. Dolayısıyla G harfinin etkisiyle Ü harfinin verdiği sorunlu ve sıkıntılı yaşam çizgisi daha yoğun olarak yaşanmaktadır. İsim içindeki bazı harflerin insan kaderi ve karakterini nasıl etkilediğinde hepsinin anlatılması bu kadar sınırlı bir alanda imkansız olmasına rağmen ismin içindeki bazı harflerin kaderimizi nasıl etkilediğine bazı örnekler vermek konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacaktır... Fakat unutmayın ki
aşağıda anlatacağımız
bazı harflerin etkileri isimdeki diğer harflerle azalır veya çoğalır.
İşaretli h
arfler dediğimiz Ç, Ş, Ğ gibi harflerinde olumsuz harfler olduğu kabul edilirken noktalı harflerde(Ö;Ü;İ) çeşitli olumsuz olaylara işaret eder. Ç,Ş ve Ğ harflerinin özellikle bir insanın soyadında olması o kişiye çok ilginç bir güç kazandırmaktadır. Bu kişiler grup çalışmalarında çok başarılı olmakta ve çok büyük riskleri alabilecek kadar gözü kara davranmaktadırlar.
İsimlerin Esrarengiz listesini öğ
renmek ve kendi isminizin hayatınıza nasıl bir anlam kattığını bilmek ister misiniz?.. Tıklayın...
Bu yetenekleri onları
n yükselmelerine yardımcı olduğu gibi başlarının da çok sık derde girmesine neden olabilmektedir. Zihninizi zorlayıp biraz düşünecek olursanız Türkiye'nin önemli kişilerinin hemen hepsinin soyadında başta Ç olmak üzere Ş ve Ğ harflerine rastlanmaktadır. Ayrıca yine Türk mafyasının ileri gelen babalarının çoğunun soyadında gözü kara bir insan olunduğuna işaret eden Ç harfine rastlıyoruz.


CİFİR ile
ilgili bir başka örnek vermek gerekirse isimlerinin içinde GÜL hecesi olan kişileri en dikkat çekici örnek olarak göstermek mümkündür. Çevrenizde yaşayan ve isimleri Gülşen, Gülten veya Gülay olan veya benzeri isim taşıyan bayanların yaşamlarına dikkat ediniz. Bu kişilerin yaşamları boyunca pek gülmedikleri aksine mutsuz bir yaşama sahip olduklarını göreceksiniz. Bu mutsuzluk genellikle ailevi kökenli olmakta bazen eşlerden çoğu zamanda evlatlardan kaynaklanmaktadır. Bu kişilerin parasal sorunları olmasa bile yaşamları boyunca ailevi açıdan oldukça gergin bir çizgiye sahip oldukları görülür. GÜL hecesinin yorumunu yapacak olursak... Bu hecede ki en sorunlu harf Ü harfidir. Çift noktalı bir harf olan Ü harfi mutsuzluk ve sorun getiren bir harfdir. Hecenin ilk harfi ise G olmasından dolayı bu etki artmaktadır. Çünkü G harfinin sayısal değeri 1000 e eşit olup EBCET sıralamasının en yüksek sayısına eşittir. Dolayısıyla G harfinin etkisiyle Ü harfinin verdiği sorunlu ve sıkıntılı yaşam çizgisi daha yoğun olarak yaşanmaktadır. İsim içindeki bazı harflerin insan kaderi ve karakterini nasıl etkilediğinde hepsinin anlatılması bu kadar sınırlı bir alanda imkansız olmasına rağmen ismin içindeki bazı harflerin kaderimizi nasıl etkilediğine bazı örnekler vermek konunun daha iyi anlaşılmasına yardım olacaktır...

Fakat
unutmayın ki aşağıda anlatacağımız bazı harflerin etkileri isimdeki diğer harflerle azalır veya çoğalır.

Harflerin esr
arengiz listesini görmek için TIKLAYIN...
[ Ajouter un commentaire ] [ Aucun commentaire ]
# Posté le mardi 30 janvier 2007 07:09

Haber

Haber
Bugün Marmara ile yurdun ve doğu kesimlerinde gece ve sabah saatlerinde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Yan hava sıcaklığı ba bölgelerde azalacak. Marmara, batı Karadeniz ve İç Anadolu'nun kuzeyinde kar yış bekleniyor.



Meteorolojik verilere göre, yurdun kuzey ve doğu kesimleri paalı ve çok bulutlu, sabah saatlerinde du Karadeniz'in dusu ile Doğu Anadolu'nun doğusu, akşam ve gece saatlerinde Marmara'nın doğusu, kuzey Ege'nin kesimleri, batı Karadeniz ile İç Anadolu'nun kuzeybatısı yağışlı, diğer yerler parçalı ve az bulutlu geçecek. Yağışlar; kıyılarda yağmur, kesimlerde kar şeklinde olacak. Marmara ile yurdun ve doğu kesimlerinde gece ve sabah saatlerinde buzlanma ve don olayı bekleniyor. Hava caklığı batı bölgelerde 1-3 derece artarken doğu bölgelerde hissedilir derecede (8-10) azalacak. Rüzgar; batı veneyba, yurdun neydoğu kesimlerinde kuzey ve kuzeybatı nlerden hafif ara sıra orta, yurdun kuzey kesimlerinde kuvvetli ve rna şeklinde esecek.
[ Ajouter un commentaire ] [ Aucun commentaire ]
# Posté le lundi 29 janvier 2007 06:55

“Ah Polis Olsam”

“Ah Polis Olsam”
1. Bölün konusu:

İçişleri Bakanı, halkla polisi kaynaştırmak amacıyla bir proje geliştirir. Bakan, polis okullarına, her meslek ve yaş grubundan, halkın her kesiminden sıradan insanlan alınmasıyla haln polisi daha yandan tanıyacına ve toplumsal uyum sağlanacağına inanmaktadır. Ancak Polis Okulunun Müdürü, bu projeye tamamen kaıdır. Müdür, pilot uygulamanın biran önce bitmesi in başaz olacaklandan emin oldukla tipleri, öğrenci olarak okula kabul eder. Yardımcısı ile birlikte eğitim aşamasından itibaren onlara çok büyük zorluklar çıkarır. Ancak başarısız olacaklarını düşündükleri öğrenciler her seferinde Bakan'ın ve halkın sevgisini kazanmanın yollarını bulacaklardır.
Bu sıradışı 'polis adayları', aldıkları eğitim sırasında okulda birbirinden ilgive komik durumlara yol açacak ve stajyer olarak çıkacakları görevlerde ortalığı birbirine katacaklardır.
[ Ajouter un commentaire ] [ Aucun commentaire ]
# Posté le lundi 29 janvier 2007 06:29

Bu Öpucuk Sana Özel

Bu Öpucuk Sana Özel
Bu Öpucuk Sana Özel
[ Ajouter un commentaire ] [ Aucun commentaire ]
# Posté le lundi 29 janvier 2007 06:21